GÜLE GÜLE
Ne güzel yaprakların vardı, küçücük körpeciktin,
Çiçeğimdin, ne çiğnemiş, ne de koparmıştım seni.
Büyüdün ve zamanla ruhumu yırttı dikenlerin,
Güle güle, kucakla, sonsuzu bile kollarınla.
Erimiş ve Karadeniz’e akmıştı koca Kaçkar,
Çatlamışlardı bir uçtan bir uca kavisli yollar.
Meriç bile kabarıyordu seyrederken o hüzne,
Ve o gün ağlıyordu en kederli misafirine.
Güzelim İstanbul, sen alırdın beni yüreğine,
Umudu, dostluğu ve inancı buldum dizlerinde.
Sen bile şaşırmamış mıydın o koyu, ıssız güne?
Mutlu görmeye alıştığın dostunun kederine?
Verdiği bir ışıkla dünyaları alabildiğim,
Şimdi o nemli gözler, ellere mi ilham oluyor?
Bir türlü kavuşamadığım o salınan hayalin,
Şimdi bir başkasının rüzgarıyla mı uçuşuyor?
Duyduğumda ruhumu ısıtan o çekingen sesin,
Şimdi meçhul ellerin kulaklarını mı okuyor?
Boğazımda düğümlenen, yutup bitiremediğim,
O ekşi, yabancı duygu mu yalnız senden kalıyor?
Güle güle…
Ahmet Bayram, (31.12.'07, 23:22)
|